
Dünkü maçtan önce kadroları gördüğümde yenilgi pek de sürpriz değildi beni için.. Zaten olacaklar baştan belli idi.. Ama buna rağmen maçta yapılanlara tepki vermeden, maçın heyecanını yaşayarak izledim 90 dakikayı.. Sonucu belli bir maçı, sanki sonradan izlermişçesine ama bir o kadar da heyecanlı..
Aykut Kocaman takımın patronu benim, istediğimi yanımda oturtur istediğimi de sahaya sürerim mesajı vermeye çalışıyor sene başından beri.. Tek patronun kendisi olduğunu her fırsatta herkese göstermek amacında.. Bu uğurda da takımdan asla kesilmez denilen Alex ile başlamış durumda elindeki gücü göstermeye.. Alex tartışmaları hiç bu kadar yapılmamıştı senelerdir.. Aykut Kocaman’ın sezon öncesi tavrı ile son yılların Fenerbahçe adına en büyük farkı, son yılların istatistik adına en büyük futbolcusu farklı bir sezon açılışı yaptı.. Tüm bu olanlara rağmen geçen hafta Antalyaspor ile oynanan maçta gerek asisti gerekse de golü ile eleştirilere ve yapılanlara kulaklarını kapatıp işine baktığını gösterdi.. PAOK maçında tel tel dölken takım içerisinde yine bir kesim tarafından suçlu ilan edildi.. Bakıyorum da medyada herkes Aykut Kocaman’ın arkasında.. Bundan da uyanmıyor birçok Fenerbahçeli.. Siz hiç tüm medyanın desteğini arkasına alan bir Fenerbahçe teknik direktörü gördünüz mü daha önce? Kimleri yemedi bu medya? Ama şimdi geçen seneye göre güçlenen kadroya rağmen geçen seneye göre gelen oldukça başarısız sonuçlar adeta alınmamış gibi bir hava yaratılıyor.. Bakıyorsunuz Fenerbahçeli spor yazarları da diğerleri de helal olsun Aykut, kes Alex’i, değiştir sistemleri, kendi kafandakini oturt muhabbetindeler.. Sonuç da her geçen hafta bir bir çarpılıyor Fenerbahçe taraftarının yüzüne..
Alex koşmuyormuş, defansa yardıma gelmiyormuş, rakibe baskı kurmuyormuş, kayarak müdehale yapmıyormuş, orta sahanın direncini arttırmıyormuş.. Mış mış da mış mış.. Ne çok bilen varmış bu futbolu.. Şampiyonlar Ligi’nde Türk takımlarından ilk defa birisinden asist kralı çıktı.. Çeyrek final oynayan Fenerbahçe’nin oyuncusu Alex de Souza.. Bu adam hani büyük maçlarda oyuna ağırlığını koyamayan, Avrupa’da bir şey yapamayan olarak nitelendirilen adam başardı bunu.. Fenerbahçe çeyrek finale yürürken önünde Kezman ve Semih gibi iki vasat forvete rağmen bunu başarabildi.. Senelerdir önünde Nobre, Kezman, Semih ve Guiza gibi adamlarla Türkiye Ligi’ne gerek asistleri gerekse de golleri ile damga vurdu.. Ama bazılarına yaranamadı.. Çünkü Alex’li Fenerbahçe her maça favori çıktı.. Alex varsa rakip her zaman bir kişiyi ya onunla oynattı ve 10 kişi sahada kaldı, ya da Alex’in şovunu bizlerle birlikte seyredaldı.. Dün maç oynanırken geçen seneki Trabzonspor deplasmanı aklıma geldi.. Alex’in ilk 11 olarak sahaya çıktığı Trabzonspor deplasmanı.. Sahada Alex vardı ve top hakimiyeti hep Fenerbahçe’de idi.. Topu aldığında arkadaşlarının oyuna dağılmasını bekleyen, en müsait durumdaki arkadaşına topu gönderen, Guiza’nın gol kaçırma rekoru kırdığı maçta O’na asist yapabilmek için çırpınan Alex vardı geçen sene.. Trabzosnspor’un maç başlarında baskı kuramamasında en önemli etkendi.. Topu hakimiyeti altına alamayan Trabzonspor yüklenemiyordu da Fenerbahçe kalesine.. Ama dün gece akın akın geldiler.. Önceki gece oynanan Galatasaray-Bursaspor maçına benzer görüntüler çıktı.. Bir tarafta favori ev sahibi takım diğer tarafta kontra ataklarla bir şeyler yapma çabasında olan deplasman takımı.. Fenerbahçe uzun yıllar sonra bu oyun tarzı ile çıktı rakibinin karşısına..
Şenol Güneş’e sorsalar Alex sonrası sahada kimin daha olmasını istemezsin bu maç için diye, muhtemelen O da Stoch olur.. Aykut Kocaman böyle maçlarda etkili olabilecek Stoch’u da yedek bırakmış maç öncesi.. O’nun yerine de Ankaraspor’dan öğrencisi olan Özer.. Hani Daum’un mecburiyetten kanatta kullanabildiği Özer.. Hani geçen sene o sahada rakibin orta sahasına üstünlük kuran takımın sol açığı Özer.. Ama işte olmuyor ezber.. Stoch gibi bir sol açık varken takımda, Özer gol yememek için sahaya sürülüyorsa problem büyük demektir.. İnananlar olmuştur mutlaka maç sonu röportajlara.. Neymiş, rotasyon için Alex ve Stoch yedek kalmış.. Yapma Aykut Hocam, yapma Aykut Kocaman.. Gol yememek için, Yattara’nın kanadından çekindiğim için, Yattara’ya önlem almak için o kanatta Özer’i kullandım demen çok zor değil.. Bunu zaten Fenerbahçe’yi sıkı takip edenler anlıyor.. Böyle de 2 klas oyuncudan yoksun, çok koşması planlanan bir takım da 15 dakikada 2-0 geriye düşüyor.. O dakikaya kadar ne mi yapıyor? Koca bir 0(SIFIR)! Yaptığı tek şey rakip atakları kesmeye çalışmak.. Yaptığı şey gol yememek için önlemler almak.. Haa, sayi korkak olan Daum idi, Aykut Kocaman değil.. O Alex’i kesecek kadar bile cesur bir teknik direktör.. Derken bir şans topu ile fark 1’e iniyor.. Hemen ardından da adam paylaşımı hatası sonrası yenen gol.. Semih’in sakatlanması şansız denilen Aykut Kocaman’ın imdadına yetişiyor ve Stoch’un oyuna girmesiyle Fenerbahçe pozisyonlar buluyor.. Yine Stoch’un asisti ile fark tekrar 1’e iniyor.. Fenerbahçe pozisyonlar üretmeye çalışırken Trabzonspor bu kez Stoch’a önlem alıyor.. kurnaz teknik adam Şenol Güneş, Stoch’un ters toplarında pozisyon bulan Fenerbahçe’ye karşı Cale’nin önüne Colman’ı çekiyor ve ileriye Umut takviyesi yapıyor.. Karşılığında ise Aykut Kocaman’a yapılan bu değişikliği izlemek kalıyor..
İkinci yarı ilk yarıya göre kısır geçiyor ve hakem Bünyamin Gezer’in saçma sapan ve dengesiz kararları ile maç da bitiyor.. Fenerbahçe bu sene alışılageldik yenilgilerinden bir yenisini daha alıyor..
Kabak da yine Baroni’ye patlıyor.. Zaten ne güzel iş, birisi ortaya bir laf atıyor, sonra koyun sürüsü gibi herkes ardından devam.. Baroni için forumlarda içi boş, onlarca topic açılıyor.. Çoluk çocuk, yaşlı genç, erkek bayan kim yakalarsa sallıyor 3-5 bir şeyler.. En son Antu’da istatistiki olarak yaptıkları göze çarpan ve takdir edilen Baroni için bir istatistiki bilgi yayınlanıyor.. Bunu koyan İngilizce bildiğini de düşünmediğim genç kişinin ortaya attığı fikir Baroni’nin sahada hayalet gibi dolaştığı.. İstatistiki bilgilerde her alan sıfır.. Yukarıda da bu alanların kısaltmaları var.. Şimdi Baroni’nin sıfır olarak gözüken istatistiklerinin Türkçe mealini yazayım.. Gol, asist, sarı kart, kırmızı kart, ofsayt, yapılan faul, yaptığı faul, kaleye çekilen şut, auta giden şut.. Bir ön libero için bu istatistiklerin ne kadar değer taşıdığını sabaha kadar tartışabiliriz.. Bir ön libero ya da orta saha oyuncusu için önem teşkil eden kaptığı top sayısı yok, kaybettiği top sayısı yok, pas yüzdesi yok, kazandığı ikili mücadele sayısı yok, kaybettiği ikili mücadele sayısı yok.. İstatistik yabancı bir siteden, muhtemelen de UEFA.com adresinden alınış ve ortaya konulmuş.. Sallamak için pusuda bekleyenler de yüklenmişler el birliği ile.. Yahu sahada bu adamın yaptıkları ön yargısız bir göz ile izleyip de değerlendirmek bu kadar mı zor? Sonrasında açılan topiclere de değineyim.. “ Bizim kalın bacaklı orta saha adamı lazım! ”, “Bize zenci ön libero lazım! ” Ve bu topiclere yüzlerce destek mesajı.. İşte futbolun değerlendirildiği bir ortam size..
Büyük bir takım için seri galibiyetler çok önemlidir.. Takıma hava katar, oyuncular arasında birliktelik yaratır, takıma güven duygusunu aşılar ve performanslarını yükseltir.. Seri mağlubiyetler ise oyunculara yenilgi duygusunu aşılar, artık kaybedilen ya da beraber kalınan maçlar doğaldır ve oyuncuların bu maçlarda reaksiyon göstermesi gün geçtikçe daha da düşük bir ihtimal alır.. Fenerbahçe geçen sene kaybetmemek için var gücü ile savaşan ver seri galibiyetler alan bir takım iken bu sene bu özelliğini kaybetti ve seri puan kayıpları gelmeye başladı.. Bu krizde Aykut Kocaman’ın ne yapacağı çok önemli.. Bakalım bu kaos ortamı ne şekilde sonuçlanacak.. Bekleyip göreceğiz..